Türkiye’den Avrupa’ya veya başka bir ülkeye mal taşıyan şirketler açısından uyuşmazlığın yalnızca Türk Ticaret Kanunu’na göre değerlendirilmesi her zaman doğru değildir. Taşımanın şartlarına göre CMR Konvansiyonu doğrudan uygulanabilir.

CMR özellikle lojistik şirketleri, ihracatçılar, ithalatçılar, üreticiler ve taşıma organizatörleri açısından önemli sonuçlar doğurur.

CMR hangi taşımalarda uygulanır?

CMR’nin temel uygulama alanı, eşyanın teslim alındığı yer ile teslim edilmesi kararlaştırılan yerin iki farklı ülkede bulunduğu ücret karşılığı karayolu taşımalarıdır. Bu ülkelerden en az birinin CMR’ye taraf olması gerekir.

Türkiye CMR’ye taraftır.

Bu nedenle örneğin Türkiye’den Almanya’ya yapılan tipik bir uluslararası karayolu eşya taşıması kural olarak CMR kapsamına girer.

Tarafların sözleşmeye farklı bir isim vermesi tek başına CMR’nin uygulanmasını engellemez.

Taşıyıcı hangi dönemden sorumludur?

CMR m.17 uyarınca taşıyıcı, eşyayı teslim aldığı andan teslim ettiği ana kadar meydana gelen tamamen veya kısmen kayıp, hasar ve teslimdeki gecikmeden kural olarak sorumludur.

Dolayısıyla uyuşmazlığın ilk sorularından biri zararın ne zaman meydana geldiğidir.

Mal zaten taşıyıcıya teslim edilmeden önce hasarlıysa CMR m.17 kapsamındaki taşıyıcı sorumluluğunun şartları oluşmayabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E.2023/6073, K.2024/7177 sayılı kararında da hasarın taşıma öncesinde oluşup oluşmadığı sorumluluk değerlendirmesinde önem taşımıştır.

Taşıyıcı her durumda sorumlu mudur?

Hayır.

CMR m.17/2 kapsamında zarar veya gecikmenin hak sahibinin hatası veya talimatı, eşyaya özgü bir kusur ya da taşıyıcının kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği koşullardan kaynaklanması hâlinde taşıyıcının sorumluluktan kurtulması mümkün olabilir.

Ancak bu savunmanın yalnızca ileri sürülmesi yeterli değildir.

Yargıtay uygulamasında CMR m.17 ve 18 birlikte değerlendirilerek, sorumluluktan kurtulma sebebini ispat yükünün esasen taşıyıcı üzerinde olduğu kabul edilmektedir.

Bu nedenle taşıma dosyasındaki CMR belgesi, teslim tutanakları, sürücü kayıtları, GPS verileri, gümrük evrakı, yazışmalar ve hasar tespitleri önemlidir.

Hasar tazminatı sınırsız mıdır?

Kural olarak hayır.

CMR’nin 1978 Protokolü ile değiştirilen sisteminde, tamamen veya kısmen kayıp bakımından taşıyıcının sorumluluğu genel olarak eksik brüt ağırlığın kilogramı başına 8,33 SDR ile sınırlandırılmıştır.

SDR, IMF tarafından kullanılan uluslararası bir hesap birimidir. Bu nedenle limit doğrudan sabit bir TL veya euro tutarı değildir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E.2023/502, K.2025/320 sayılı kararında da CMR kapsamında 8,33 SDR/kg sorumluluk sınırı ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir.

Taşıma senedinde eşyanın daha yüksek değerinin veya teslimde özel menfaatin usulüne uygun olarak beyan edilmiş olması gibi durumlarda farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.

Gecikme hâlinde ne kadar tazminat istenebilir?

CMR m.23/5 uyarınca hak sahibi gecikme nedeniyle zarara uğradığını ispatlarsa tazminat talep edebilir.

Ancak normal durumda gecikmeden doğan tazminat taşıma ücretini aşamaz.

Dolayısıyla malın geç teslim edilmiş olması tek başına sınırsız bir tazminat yükümlülüğü yaratmaz. Gecikme ile talep edilen zarar arasındaki bağlantının da ortaya konulması gerekir.

Ağır kusur varsa sorumluluk sınırı yine uygulanır mı?

CMR m.29 burada kritik önemdedir.

Taşıyıcının kastı veya uygulanacak hukuka göre kasta eşdeğer kabul edilen davranışının bulunması durumunda CMR’nin taşıyıcı lehine getirdiği sorumluluk sınırlamalarından yararlanılması mümkün olmayabilir.

Bu konu uygulamada çok önemlidir çünkü birkaç bin euro ile sınırlı olabilecek bir uyuşmazlık, m.29’un şartları oluştuğunda çok daha yüksek bir zarar talebine dönüşebilir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E.2024/5507, K.2025/4992 sayılı dosyasında da uluslararası taşımanın kasten geciktirildiği iddiası çerçevesinde CMR m.23/5 ve m.29 hükümleri tartışılmıştır.

Hasar veya gecikme fark edildiğinde ne yapılmalı?

Teslim anındaki ihtirazi kayıtlar ciddi önem taşır.

CMR m.30, açık ve gizli hasarlar ile gecikme bakımından özel bildirim kuralları öngörmektedir. Özellikle gecikme zararlarında yükün alıcının kullanımına sunulmasından itibaren 21 gün içinde yazılı bildirim önem taşır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E.2008/52, K.2008/119 sayılı kararında bu 21 günlük bildirim şartı doğrudan uygulanmıştır.

Hasarın fotoğraf ve video ile belgelenmesi, CMR nüshalarının saklanması, ekspertiz yaptırılması ve taşıyıcıya yazılı ihbar gönderilmesi sonraki uyuşmazlık açısından önem taşır.

CMR davalarında zamanaşımı ne kadardır?

CMR m.32’ye göre taşıma sözleşmesinden doğan taleplerde genel zamanaşımı süresi bir yıldır.

Bilerek kötü hareket veya buna eşdeğer kusurun söz konusu olduğu hâllerde süre üç yıla çıkabilir.

Başlangıç tarihinin hangi olaydan itibaren hesaplanacağı uyuşmazlığın kayıp, hasar, gecikme veya başka bir talebe dayanmasına göre değişir.

Bu nedenle CMR dosyalarında zamanaşımı, zarar ortaya çıktıktan sonra değil dosyanın en başında kontrol edilmesi gereken konulardandır.

Şirketler hangi belgeleri saklamalı?

CMR taşıma senedi uyuşmazlığın merkezindeki belgelerden biridir ancak tek başına yeterli değildir. Taşıma siparişleri, navlun sözleşmeleri, faturalar, teslim ve yükleme belgeleri, gümrük evrakları, hasar raporları, fotoğraflar, GPS kayıtları, e-postalar ve WhatsApp yazışmaları birlikte değerlendirilmelidir.

Uluslararası taşımacılık uyuşmazlıklarında birkaç günlük gecikme dahi ihbar veya zamanaşımı nedeniyle talebin sonucunu değiştirebilir.

Kaynaklar: CMR Konvansiyonu m.1, 17–18, 23, 29–30, 32; CMR 1978 Protokolü; Yargıtay HGK E.2023/502, K.2025/320, 14.05.2025; Yargıtay 11. HD E.2024/5507, K.2025/4992, 09.07.2025; Yargıtay HGK E.2008/52, K.2008/119, 13.02.2008.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacı taşır. Uluslararası taşımanın güzergâhı ve sözleşme yapısı uygulanacak hukuk bakımından ayrıca incelenmelidir.