İnşaat ve diğer eser sözleşmelerinde taraflar çoğu zaman işin kapsamını, teknik özelliklerini ve bedelini sözleşmenin başında belirler. Ancak uygulamada proje başladıktan sonra iş sahibi tarafından yeni imalatlar istenmesi, projenin değiştirilmesi veya başlangıçta öngörülmeyen işlerin yükleniciye yaptırılması oldukça sık karşılaşılan bir durumdur.

Bu durumda temel soru şudur: Müteahhit veya yüklenici, sözleşme imzalandıktan sonra yaptığı bu ilave işler için ayrıca bedel talep edebilir mi?

Kural olarak, gerçekten sözleşme kapsamı dışında kalan ve sonradan yapılan işler için ek bedel talep edilmesi mümkündür. Ancak her maliyet artışı veya her fazla imalat, kendiliğinden ayrı bir alacak hakkı doğurmaz.

Götürü Bedel Sonradan Yapılan Her İşi Kapsar mı?

Türk Borçlar Kanunu’nun (“TBK”) 480. maddesine göre bedelin götürü olarak kararlaştırıldığı eser sözleşmelerinde yüklenici, eseri kararlaştırılan bedelle tamamlamakla yükümlüdür. İşin öngörülenden daha fazla emek veya masraf gerektirmesi, tek başına yükleniciye fiyat artırımı isteme hakkı vermez.

Ancak burada iki durumun birbirinden ayrılması gerekir.

Birincisi, sözleşmede zaten yüklenicinin üstlendiği işin beklenenden daha pahalı veya zor olmasıdır. Örneğin aynı imalat için daha fazla işçilik gerekmesi veya yüklenicinin maliyetlerinin yükselmesi kural olarak “ilave iş” değildir.

İkincisi ise başlangıçtaki sözleşme kapsamında bulunmayan yeni bir iş veya imalatın sonradan yükleniciye yaptırılmasıdır. İşte bu durumda götürü bedel, sözleşme dışındaki yeni işi otomatik olarak kapsamaz.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 22.10.2025 tarihli kararında, götürü bedel dışında kalan imalat artışlarından kaynaklanan ilave iş bedelinin işin yapıldığı yılın mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplandığı kararı onamıştır. Karardaki uyuşmazlık taşeron sözleşmesinden kaynaklanmaktadır; kararın sonucu, her miktar artışının kendiliğinden ilave iş sayıldığı anlamına gelmez. Önce imalatın sözleşme kapsamı dışında kaldığı belirlenmelidir. (Yargıtay 6. HD, E. 2025/3147, K. 2025/3517, 22.10.2025)

Hangi İşler “İlave İş” Sayılabilir?

Bir imalatın ilave iş olarak değerlendirilmesinde yalnızca yüklenicinin işi “ek iş” olarak adlandırması yeterli değildir. Öncelikle sözleşme, teknik şartname, proje, keşif, mahal listeleri ve diğer sözleşme ekleri incelenmelidir.

Örneğin;

  • sözleşmede bulunmayan yeni bir imalatın iş sahibi tarafından istenmesi,
  • projenin sonradan değiştirilmesi nedeniyle ek imalat yapılması,
  • iş sahibinin mevcut projeye yeni bölümler veya işler eklemesi,
  • sözleşmede öngörülmeyen ek tesisat, yapı veya uygulamaların yaptırılması

ayrı bedel talebine konu olabilecek ilave işler arasında değerlendirilebilir.

Buna karşılık sözleşmede zaten öngörülen bir sonuca ulaşmak için yüklenicinin normal olarak yapmak zorunda olduğu işler, yalnızca maliyetleri tahmin edilenden yüksek çıktığı için ilave iş haline gelmez.

Bu nedenle uyuşmazlıklarda ilk yapılması gereken işlem, sözleşme kapsamındaki işlerle sonradan yapılan işleri teknik olarak birbirinden ayırmaktır.

İş Sahibinin Yazılı Talimatı Şart mı?

İlave işlere ilişkin en güçlü delil, iş sahibinin yazılı talimatı veya taraflar arasında imzalanmış bir ek protokoldür. Ancak ayrı bir yazılı ek sözleşmenin bulunmaması her durumda alacağın reddedileceği anlamına gelmez.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 26.12.2022 tarihli kararında, ilave işlere ilişkin ayrı bir yazılı sözleşme bulunmamasına rağmen işlerin yüklenici tarafından yapıldığını ve fiilen teslim alındığını gösteren delillerin değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu kararın somut uyuşmazlığı bir üniversite inşaatı işine ilişkin olup kamu idaresiyle yürütülen yapım rejimini özel sektör sözleşmelerine aynen taşımaz. Karar, yazılı ek sözleşme bulunmamasının tek başına incelemeyi sona erdirmediğini göstermesi bakımından önemlidir. (Yargıtay 6. HD, E. 2021/5038, K. 2022/6074, 26.12.2022)

Bununla birlikte özellikle ticari uyuşmazlıklarda sözleşmedeki yazılı değişiklik, ihbar ve onay hükümleri ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki ispat kuralları önem taşır.

Bu nedenle müteahhit açısından iş sahibinin e-postaları ve mesajları, revize projeler, saha tutanakları, hakedişler, metrajlar, iş programları, fotoğraflar, faturalar ve teslim belgeleri sonradan ortaya çıkabilecek bir uyuşmazlıkta önemli deliller olabilir.

İlave İş Bedeli Nasıl Hesaplanır?

Taraflar ilave işin fiyatı veya fiyatın hesaplama yöntemini ayrıca kararlaştırmışsa öncelikle bu anlaşma dikkate alınır.

Böyle bir anlaşma yoksa uyuşmazlığın niteliğine göre TBK’nın eser sözleşmesi ve vekâletsiz işgörmeye ilişkin hükümleri gündeme gelebilir.

TBK m. 481 uyarınca eser bedelinin önceden belirlenmediği veya yaklaşık olarak belirlendiği durumlarda bedel, eserin yapıldığı yer ve zamandaki değeri ile yüklenicinin giderleri dikkate alınarak belirlenir.

Yargıtay’ın sözleşme dışı ilave imalatlara ilişkin kararlarında, somut olayın özelliklerine bağlı olarak imalatın yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayiçleri esas alınabilmektedir. Örneğin 6. Hukuk Dairesi, 17.02.2026 tarihli bir kararda, sözleşme dışı ve bedel talep edilebilir imalatların yapıldığı tarihteki serbest piyasa rayiçlerine göre belirlenen bedeli onamıştır. Kararın somut olayı kamu yapım işi ve Yapım İşleri Genel Şartnamesiyle ilgilidir; bu düzenleme özel sektör sözleşmesine doğrudan uygulanmaz. (Yargıtay 6. HD, E. 2025/2628, K. 2026/577, 17.02.2026)

Yargıtay, mahalli piyasa rayiçleri üzerinden yapılan hesaplamalarda yüklenici kârı ve KDV’nin piyasa fiyatının içinde bulunduğu kabul edilen hâllerde bunların ikinci kez eklenmemesi gerektiğini de belirtmiştir. (Yargıtay 6. HD, E. 2021/5038, K. 2022/6074, 26.12.2022)

Müteahhit Kendi Kararıyla Yaptığı Her Fazla İşin Bedelini İsteyebilir mi?

Hayır.

Yüklenicinin kendi tercihiyle daha kaliteli malzeme kullanması veya projeyi kendiliğinden geliştirmesi, her durumda iş sahibinden ek bedel isteme hakkı vermez.

Özellikle yüklenicinin kendi menfaatine de hizmet eden veya iş sahibinin talebi bulunmaksızın yapılan değer artırıcı imalatlarda ayrıca bedel talep edilmesi mümkün olmayabilir.

Yargıtay, yüklenicinin sözleşme dışında yaptığı işlerin iş sahibinin menfaatine olması, ekonomik değer taşıması ve somut olayın özelliklerine göre yükleniciye ayrıca talep hakkı vermesi gerektiğini kabul etmektedir. Aynı zamanda yüklenicinin kendi bağımsız bölümlerine de yansıyan veya her iki tarafın yararına olan imalatlar için ek bedel istenemeyebilir. (Yargıtay 23. HD, E. 2012/5334, K. 2013/2017, 29.03.2013)

Bu nedenle “sözleşmede yoktu, yaptım, bedelini isterim” yaklaşımı tek başına yeterli değildir.

İlave İş Alacağında En Önemli Konu: İspat

İlave iş uyuşmazlıklarında çoğu zaman asıl problem hukuki haktan çok hangi işin sözleşme kapsamında olduğunun ve hangi işin sonradan yapıldığının ispatıdır.

Müteahhidin mümkün olduğunca;

  1. ilk sözleşme ve projeyi,
  2. sonradan yapılan proje revizyonlarını,
  3. iş sahibinin ek iş talimatlarını,
  4. ilave işe ilişkin metraj ve miktarları,
  5. imalatın gerçekleştirildiğini gösteren fotoğraf ve belgeleri,
  6. teslim ve kullanım durumunu,
  7. varsa ilave iş için verilen fiyat tekliflerini

düzenli şekilde saklaması gerekir.

Uyuşmazlık mahkemeye taşındığında ise çoğu zaman teknik bilirkişi incelemesi yapılarak hangi imalatların sözleşme kapsamında, hangilerinin sözleşme dışında olduğu ve sözleşme dışındaki işlerin yapıldığı tarihteki piyasa değerinin ne olduğu belirlenmektedir.

Sonuç

Götürü bedelli bir eser sözleşmesinin bulunması, müteahhidin sonradan yaptırılan bütün işleri başlangıçtaki bedel karşılığında yapmak zorunda olduğu anlamına gelmez.

İş sahibinin talebiyle veya proje değişikliği sonucunda gerçekleştirilen ve başlangıçtaki sözleşme kapsamının dışında kalan imalatlar için müteahhidin ayrıca bedel talep etmesi mümkün olabilir.

Ancak talebin başarısı büyük ölçüde üç hususa bağlıdır: işin gerçekten sözleşme dışında olduğunun, yapıldığının ve iş sahibine ait olduğunun ispat edilmesi ile doğru bedel hesaplama yönteminin uygulanması.

Bu nedenle özellikle kapsamı sürekli değişen inşaat projelerinde ilave işlerin yapıldığı anda yazılı şekilde kayıt altına alınması, sonradan ortaya çıkabilecek alacak uyuşmazlıklarının çözümünü önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır.

Bu yazı Türk hukukuna göre genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık veya somut olaya ilişkin hukuki görüş teşkil etmez.