İş sahibinin “projeye devam etmeyeceğiz” demesi, müteahhidin yalnızca son hakedişini alıp dosyayı kapatması gerektiği anlamına gelmez. Yapılmış imalat, fesih nedeniyle boşa çıkan giderler ve kazanılamayan kâr ayrı ayrı incelenebilir. Buna karşılık yapılmamış bütün işlerin bedelini, hiçbir gider düşmeden istemek de doğru bir hesap değildir.
Bu yazı özel hukuk kapsamındaki eser sözleşmelerine odaklanır. Kamu yapım işleri, arsa payı karşılığı inşaat ve taşınmaz devri içeren sözleşmelerde özel koşullar ayrıca değerlendirilir. İlk soru “ne kadar tazminat?” değil, iş sahibinin hangi hukuki nedenle ve hangi tarihte sözleşmeyi sona erdirdiğidir.
Fesih hakkının bulunması, ödeme borcunun olmadığı anlamına gelmez
Türk Borçlar Kanunu’nun 484. maddesi, eser tamamlanmadan önce iş sahibinin yapılmış kısmın karşılığını ödemek ve yüklenicinin bütün zararlarını gidermek koşuluyla sözleşmeyi feshedebilmesini düzenler. İş sahibinin sözleşmeyi sona erdirme imkânı, yüklenicinin parasal taleplerini ortadan kaldıran ücretsiz bir vazgeçme hakkı değildir.
Ancak her fesih otomatik olarak bu madde kapsamında değildir. Müteahhidin gecikmesi, aykırı imalatı veya başka bir ihlal ileri sürülüyorsa, fesih sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılır. TBK 473’te işe başlama, gecikme ve iş sürerken görülen aykırılıklar bakımından ayrı düzenleme vardır. İş sahibinin ödeme, yer teslimi veya proje kararlarındaki gecikmesi de olayın değerlendirilmesini değiştirebilir. TBK m.473 ve 484
Müteahhit açısından fesih yazısının tam metni korunmalıdır. “Finansman bulamadık”, “işe ihtiyaç kalmadı” ve “iş programına uymadınız” gerekçeleri aynı hukuki değerlendirmeyi doğurmaz. Bildirimde kullanılan ifadeyi görmeden feshin mutlaka TBK 484’e dayandığını kabul etmek, talep ve hesap yönteminde hata yaratabilir.
Yapılmış iş bedeli ile fesih zararı ayrı hesaplanmalı
Önce fesih tarihindeki fiilî imalat belirlenir. Sözleşmenin fiyat sistemi, onaylı hakedişler, metrajlar, teslim kayıtları ve ödemeler bir araya getirilir. Avans ve kısmi ödemeler düşülerek net bakiye gösterilir. İş sahibinin ayıp, eksik iş veya mahsup iddiası varsa, bu iddia da belge ve teknik inceleme üzerinden değerlendirilir.
Daha sonra feshe bağlanan zarar kalemleri ayrılır. Sadece bu iş için yapılmış ve başka işte kullanılamayan hazırlık giderleri, iptal nedeniyle ödenmesi gereken alt sözleşme bedelleri veya geri kazanılamayan sipariş maliyetleri dosyaya göre önem taşıyabilir. Her faturanın tutarı otomatik zarar değildir: malzeme iade edilebiliyor, satılabiliyor veya başka projede kullanılabiliyorsa ekonomik sonuç buna göre hesaplanır.
Aynı maliyet hem yapılmış iş bedelinin içinde hem ayrıca zarar olarak iki kez istenmemelidir. Talep tablosunda her kalemin dayanağı, ödeme kaydı, fesihle bağlantısı ve önceki hakedişlerde karşılanıp karşılanmadığı açıklanmalıdır. Bu ayrım, bilirkişinin yalnızca faturaları toplaması yerine gerçek ekonomik kaybı incelemesini sağlar.
Kâr kaybı, kalan sözleşme bedelinin tamamı değildir
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2 Temmuz 2014 tarihli, E.2013/4839, K.2014/4650 sayılı kararında, iş sahibinin ihtiyaç ve maliyet gerekçesiyle sona erdirdiği bir inşaat sözleşmesi incelenmiştir. Daire, somut olayda eski Borçlar Kanunu’nun 369. maddesine dayanan toplama yöntemi yerine haksız fesih nedeniyle olumlu zarar hesabında kesinti yönteminin kullanılmasını istemiş ve kararı bozmuştur. Kararın anlattığı ayrım, yalnızca fesih sözcüğüne bakılarak tek hesap yöntemi seçilemeyeceğidir. Kararın tam metni
Kesinti yaklaşımında yapılmayan işin bedelinden, artık yapılmasına gerek kalmayan giderler ile aynı dönemde başka işten sağlanan veya elde edilmesinden bilerek kaçınılan yararlar değerlendirilerek düşülür. Sonuç, yapılmamış bütün işin brüt bedeliyle aynı değildir. Hesapta başka işten elde edilen kazanç ile o işin bütün cirosu da birbirine karıştırılmamalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 4 Şubat 2025 tarihli, E.2023/4301, K.2025/317 sayılı kararında okul yapım işi bakımından kesinti hesabındaki bilirkişi değerlendirmesi yetersiz bulunmuştur. Çoğunluk, tasarruf edilen giderler ve başka işten elde edilen veya bilerek kaçınılan kazanç değerlendirilerek ek rapor alınmasını istemiştir. Karar oy çokluğuyla bozulmuştur; karşı oy vardır. Bu, müteahhide kesin bir miktar tazminat verildiği anlamına gelmez. Kararın tam metni
Bu iki karar kamu yapım işi bağlamında verilmiştir. Özel bir inşaat dosyasına kamu sözleşmesinin fesih usulünü doğrudan taşımak doğru değildir. Hesap yöntemine ilişkin açıklamalar ise somut talebin hukuki dayanağıyla birlikte değerlendirilmelidir; her dosyada aynı kâr oranı veya aynı toplam otomatik uygulanamaz.
Şantiye değişmeden delilleri koruyun
Başka bir yüklenicinin işe başlaması, mevcut imalatın sonradan tamamlanması veya sökülmesi, fesih anındaki durumun ispatını zorlaştırabilir. Tarihli fotoğraf ve videolar, şantiye günlükleri, iş programı, imalat ölçümleri, personel ve makine kayıtları gecikmeden korunmalıdır. Elektronik yazışmaların tamamı, taraf ve tarih bilgileriyle saklanmalıdır.
HMK 400 kapsamında, delilin kaybolması veya ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşması ihtimali varsa hukuki yarar koşuluyla delil tespiti istenebilir. Keşif ve teknik bilirkişi incelemesi, hangi imalatın yapıldığını ve mevcut durumu belgelemek için kullanılabilir. Delil tespiti kararı, alacağın varlığı ve miktarı hakkında verilmiş nihai tahsil kararı değildir. HMK m.400
Fesih yazısı, sözleşme ve ekleri, onaylı değişiklikler, süre uzatımı talepleri, iş sahibinin talimatları ve ihtarlar aynı dosyada tutulmalıdır. Müteahhidin geciktiği iddia ediliyorsa, gecikmenin hangi bölümünün kendisinden, hangi bölümünün iş sahibinden kaynaklandığını gösteren tarih çizelgesi özellikle önemlidir.
Hangi başvuru yolu seçilmeli?
Talep, duruma göre yapılmış iş bedelinin ve fesih zararının tahsiline yöneltilir. Parasal talebin dayanağı ve hesabı açıklanmalıdır; “bütün haklarımız saklıdır” ifadesi tek başına ispat dosyasının yerini tutmaz. Faiz başlangıcı da her kalemin muacceliyeti, sözleşme ve temerrüt durumu üzerinden ayrıca belirlenir.
Özel görev kuralı yoksa asliye hukuk mahkemesi; ticari dava şartları varsa asliye ticaret mahkemesi gündeme gelir. Tüketici işlemi niteliği varsa tüketici yargısı ve ilgili başvuru koşulları kontrol edilir. Ticari para alacağı ve tazminat davalarında, kanuni istisnalar saklı olmak üzere dava öncesi arabuluculuk gerekir. Tüketici uyuşmazlıklarında da hakem heyeti alanı ve arabuluculuk istisnaları ayrıca incelenir. HMK m.2, TTK m.5 ve 5/A, 6502 m.73 ve 73/A
Yetkide davalının yerleşim yeri ve sözleşmenin ifa yeri kuralları değerlendirilir. İnşaatın bulunduğu yerin her para alacağı davasında tek yetkili yer olduğu varsayılmamalıdır. Tahkim veya geçerli yetki şartı bulunup bulunmadığı da sözleşmeden kontrol edilir. HMK m.6 ve 10
Süreler: beş yılın başlangıcı ve arabuluculuğun etkisi
Müteahhidin eser sözleşmesinden doğan bedel ve fesih kaynaklı alacaklarında TBK 147 uyarınca kural olarak beş yıllık zamanaşımı değerlendirilir. TBK 149’a göre başlangıç muacceliyettir; bütün kalemlerin aynı gün talep edilebilir hale geldiği varsayılmamalıdır. Fesih tarihi, daha önce muaccel olmuş hakedişlerin geçmiş süresini kendiliğinden sıfırlamaz.
Noter ihtarı tek başına zamanaşımını kesmez. Borç ikrarı, dava ve icra takibi gibi TBK 154’teki sebepler ayrıca değerlendirilir. Dava şartı arabuluculukta büroya başvurudan son tutanağa kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez; dolmuş süre yeniden doğmaz. Zamanaşımı ile sözleşmede öngörülen bildirim veya itiraz koşulları da birbirinden ayrılmalıdır. TBK m.147, 149 ve 154, 6325 m.18/A
Müteahhidin güçlü dosyası, fesih nedenini, fesih anındaki imalatı ve gerçek ekonomik kaybı birbirine bağlar. Önce bu bağlantı kurulmalı; ardından hangi kalemin bedel, hangi kalemin tazminat olarak isteneceği ve hangi hesap yönteminin kullanılacağı belirlenmelidir.
Kaynaklar
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.147, 149, 154, 408, 438, 473 ve 484
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.2, 6, 10 ve 400
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: m.5 ve 5/A
- 6502 sayılı Kanun: m.73 ve 73/A
- 6325 sayılı Kanun: m.18/A
- Yargıtay 15. HD, 02.07.2014, E.2013/4839, K.2014/4650
- Yargıtay 6. HD, 04.02.2025, E.2023/4301, K.2025/317