Bir kişi ölümünden önce sahip olduğu taşınmazı çocuklarından veya diğer mirasçılarından birine ya da üçüncü bir kişiye devredebilir. Ancak yapılan her devir mirastan mal kaçırma anlamına gelmez.
Sorun, miras bırakanın gerçek iradesinin bağış yapmak olmasına rağmen işlemi tapuda satış veya başka bir sözleşme gibi göstermesi ve bunu mirasçılarının miras hakkını ortadan kaldırmak amacıyla yapması hâlinde ortaya çıkabilir.
Bu durum Türk hukukunda muris muvazaası olarak adlandırılan uyuşmazlıklara yol açabilir.
Muris Muvazaası Nasıl Gerçekleşir?
Klasik muris muvazaasında miras bırakan taşınmazını gerçekten devretmek ister. Ancak gerçekte bağış yapmak istediği hâlde işlemi tapuda satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi gösterir.
Yargıtay uygulamasında temel mesele, görünürdeki işlemden çok miras bırakanın gerçek amacının belirlenmesidir.
Bu nedenle yalnızca tapuda “satış” yazması, işlemin gerçekten satış olduğunu kesin olarak göstermez. Aynı şekilde, taşınmazın bir mirasçıya devredilmiş olması da tek başına muvazaa bulunduğunu ispatlamaz.
Mahkeme Hangi Delillere Bakar?
Miras bırakanın gerçek iradesi doğrudan bilinemediği için uyuşmazlığın bütün koşulları birlikte değerlendirilir.
Yargıtay kararlarında özellikle satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark, taşınmazı alan kişinin ödeme gücü, miras bırakanın devir için makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, aile ilişkileri, tarafların davranışları ve olayların olağan akışı gibi unsurların dikkate alındığı görülmektedir.
Bu nedenle muris muvazaası davalarında tanık anlatımları, banka hareketleri, tapu kayıtları, taşınmazın geçmiş değerleri ve taraflar arasındaki ilişkinin niteliği önem kazanabilir.
Kimler Muris Muvazaası Davası Açabilir?
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve 1 Nisan 1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre, miras hakkı ihlal edilen mirasçılar muris muvazaasına dayanarak tapu kaydının iptalini talep edebilir.
Bu koruma yalnızca saklı pay sahibi mirasçılarla sınırlı değildir.
Ancak muris muvazaası ile tenkis davası aynı şey değildir. Yapılan işlemin hukuki niteliğine göre muris muvazaası hükümleri uygulanamayabilir ve uyuşmazlığın tenkis veya başka bir hukuki sebep kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir.
Muris Muvazaası Davasında Süre Var mı?
Yerleşik Yargıtay uygulamasında klasik muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davaları, kural olarak zamanaşımı veya genel bir hak düşürücü süreye tabi kabul edilmemektedir.
Ancak bu kural her miras uyuşmazlığının süresiz olduğu anlamına gelmez. Özellikle kadastro tespiti, tenkis, hile veya farklı bir hukuki sebebe dayanan taleplerde özel süreler gündeme gelebilir.
Bu nedenle işlemin hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi önemlidir.
Tapuda satış gösterilmişse dava açılabilir mi?
Evet. Muris muvazaasının tipik örneklerinden biri, gerçekte bağış amaçlanan bir taşınmazın satış gibi gösterilmesidir. Ancak mal kaçırma amacı ve muvazaa somut olayda ispatlanmalıdır.
Satış bedelinin düşük olması tek başına yeterli mi?
Hayır. Bedel farkı önemli bir delil olabilir ancak mahkeme bütün olayları birlikte değerlendirir.
Her bağış muris muvazaası mıdır?
Hayır. Muris muvazaası belirli şartları olan ayrı bir hukuki kurumdur. Açıkça bağış olarak yapılan bazı işlemler muris muvazaası yerine tenkis gibi farklı miras hukuku hükümlerine tabi olabilir.
Hukuki Dayanak
Muris muvazaası uygulaması özellikle Yargıtay’ın 1 Nisan 1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile şekillenmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında da Türk Medeni Kanunu m.706, Türk Borçlar Kanunu m.237 ve Tapu Kanunu m.26 çerçevesinde değerlendirme yapılmaktadır.
Bilgilendirme: Bu yazı genel hukuki bilgi amacıyla hazırlanmıştır. Bir taşınmaz devrinin muris muvazaası oluşturup oluşturmadığı ancak işlemin ve delillerin somut olarak incelenmesiyle belirlenebilir.