İkamet izni başvurusunun reddedilmesi, yabancının hem Türkiye’deki yaşamını hem de sonraki başvurularını etkileyebilir. İlk yapılacak iş, ret kararını ve tebliğ belgesini birlikte incelemektir. Başvurunun reddi, mevcut iznin iptali, uzatılmaması ve sınır dışı etme kararı farklı idari işlemlerdir. Aynı dosyada birlikte bulunmaları, hepsinin aynı süreye ve aynı hukuki korumaya tabi olduğu anlamına gelmez.
Bu yazı, Türkiye içinden yapılan ikamet başvurularına ilişkin olumsuz kararları ele alır. Vize işlemleri, uluslararası koruma ve idari gözetim başvuruları farklı kurallara tabi olabilir. Özellikle “dava açarsam Türkiye’de kalabilir miyim?” sorusunda, yalnızca dava dosyasının açılmış olmasıyla mevcut kalış statüsünün korunmasını birbirine karıştırmamak gerekir.
Önce ret gerekçesini ve izin türünü belirleyin
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 25. maddesine göre Türkiye içindeki başvurunun reddi, iznin uzatılmaması veya iptali ve bunların tebliği valiliklerce yapılır. Karar yabancıya, yasal temsilcisine veya avukatına tebliğ edilir. Bildirimde itiraz haklarının nasıl kullanılacağı ile diğer hak ve yükümlülükler de gösterilmelidir. İnceleme sırasında aile bağları, Türkiye’deki ikamet süresi, menşe ülkedeki durum ve çocuğun yüksek yararı dikkate alınır.
İzin türü, ret gerekçesinin hukuka uygunluğunu değerlendirmenin başlangıç noktasıdır. Kısa dönem ikamet için Kanun’un 32 ve 33. maddelerindeki koşullar ve ret sebepleri incelenir. Başvuru amacıyla belgeler arasındaki uyumsuzluk, adres veya barınma koşulları, iznin amacı dışında kullanılması ya da geçerli sınır dışı veya giriş yasağı kararı farklı savunmalar gerektirir. Kısa dönem iznin kuralları aile veya öğrenci ikametine doğrudan taşınamaz. 6458 sayılı Kanun
Örneğin adres belgesinin değerlendirilmediği bir dosyayla, Türkiye’ye giriş yasağına dayanan ret aynı şekilde hazırlanmaz. İlkinde sunulan belgenin içeriği ve teslim kaydı önemlidir; ikincisinde ret kararının dayandığı ayrı işlemin durumu da araştırılır. Sonradan yeni bir belge edinmek, karar tarihinde mevcut bir eksiklik bulunmadığını tek başına göstermez.
Dava süresi kural olarak 60 gündür
İkamet izni reddine karşı, ayrı bir özel süre uygulanmayan durumda, idare mahkemesinde iptal davası açma süresi 60 gündür. Süre yazılı bildirimi izleyen gün başlar. Tebligat tarihi ile kararın düzenlendiği tarih farklı olabilir; hesabı yalnızca kararın üzerindeki tarihe göre yapmak yanlıştır.
İYUK’un 7 ve 8. maddelerine göre tatil günleri süreye dahildir; son günün tatil olması halinde süre izleyen çalışma gününün sonuna uzar. Çalışmaya ara verme dönemine ilişkin kural da somut takvimde ayrıca incelenmelidir. Tebliğin geçerliliği tartışmalıysa, “süre hiç başlamadı” varsayımıyla beklemek yerine en erken ihtimal üzerinden hareket etmek daha güvenlidir.
Bu 60 gün bir alacak zamanaşımı değildir; idari dava açma süresidir. Süre aşımı mahkemece dikkate alınır ve uyuşmazlığın esasına girilmesini engelleyebilir. Ret belgesindeki çıkışa ilişkin süre veya açıklama da bu dava süresinden ayrı değerlendirilir. Dava açmak için süre bulunması, aynı süre boyunca yasal kalış hakkı bulunduğu anlamına gelmez. 2577 sayılı İYUK
İdareye başvuru yapılırsa süre nasıl etkilenir?
İYUK’un 11. maddesi, dava açma süresi içinde üst makamdan; üst makam yoksa işlemi yapan makamdan işlemin kaldırılmasını, geri alınmasını, değiştirilmesini veya yeni işlem yapılmasını istemeye imkân tanır. Usulüne uygun başvuru, işlemeye başlamış dava süresini durdurur. Otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
Ret veya zımni ret sonrasında süre kaldığı yerden devam eder; başvurudan önce geçmiş günler hesaba katılır. Örneğin başvurudan önce 20 gün kullanılmışsa, ret sonrasında yeni bir 60 gün doğduğu varsayılamaz. Başvurunun hangi makama, hangi taleple ve hangi tarihte verildiğini gösteren kayıt saklanmalıdır.
Her telefon görüşmesi, bilgi edinme talebi veya yeni e-İkamet başvurusu kendiliğinden İYUK 11 başvurusu değildir. Ret işlemine yönelen talep açıkça kurulmalıdır. İdari başvuru yolunu seçmek, yürütmenin kendiliğinden durmasını da sağlamaz. Bu seçenek, dava süresi ve acil korunma ihtiyacı birlikte değerlendirilerek kullanılmalıdır. İYUK m.11 ve 27
Dava açılması otomatik kalış hakkı sağlamaz
İYUK’un 27. maddesine göre idari dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Bu nedenle ikamet reddine karşı dava dilekçesi vermek, tek başına yeni ikamet izni veya çalışma izni oluşturmaz. Başvuru belgesinin, önceki iznin ve ret tebligatının kalış bakımından sonuçları ayrıca kontrol edilmelidir.
Dava içinde yürütmenin durdurulması istenebilir. Mahkemenin bu talebi kabul edebilmesi için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması koşullarının birlikte bulunması gerekir. Aileden ayrılma, devam eden eğitim veya ciddi sağlık ihtiyaçları varsa bunları somut belgelerle açıklamak gerekir; yalnızca bu ifadeleri dilekçeye yazmak yeterli değildir.
Yürütmenin durdurulması kararı da dosyadaki başka bütün işlemleri otomatik olarak kaldırmaz. Ayrı bir giriş yasağı veya sınır dışı kararı varsa her birinin kapsamı incelenir. Yürütmenin durdurulması talebi hakkındaki karara karşı, tebliği izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz yolu vardır. İYUK m.27
Sınır dışı kararı varsa yedi günlük ayrı süreyi kaçırmayın
Sınır dışı kararına karşı güncel 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesinde öngörülen dava süresi, kararın tebliğinden itibaren yedi gündür. Mahkemeye başvuran kişi bunu kararı veren makama da bildirir. Yabancının rızası saklı kalmak üzere, dava açma süresi içinde ve yargı yoluna başvurulursa yargılama sonuçlanıncaya kadar sınır dışı etmeme kuralı bulunur. Bu koruma, ikamet reddi davasının otomatik sonucu değildir; ikamet izni veya çalışma izni verilmesi anlamına da gelmez.
Danıştay 10. Dairesinin 6 Ekim 2021 tarihli, E.2016/2078, K.2021/4589 sayılı kararında sınır dışı işlemi ve buna bağlı aile ikamet izni iptali ayrı ayrı ele alınmıştır. Çoğunluk, sınır dışı kısmının kesinliği nedeniyle temyiz istemini reddetmiş; kesinleşen sınır dışı işlemine dayanan ikamet iptali yönünden ret kararını onamıştır. İkamet iptali bakımından karşı oy vardır. Karar, bu iki işlemin bağlantısını gösterir; her ret dosyasının aynı sonucu doğuracağını göstermez. Karardaki eski 15 günlük sınır dışı dava süresi bugün kullanılmamalıdır. Kararın tam metni
Dava dosyasında hangi belgeler bulunmalı?
Ret kararı, tebliğ evrakı, pasaportun ilgili sayfaları, önceki izinler, e-İkamet başvurusu ve teslim edilen belgeler birlikte hazırlanmalıdır. Eksik belge bildirimi ve buna verilen cevap, adres kayıtları, kira veya barınma belgeleri ve başvuru amacını destekleyen kayıtlar da dosyaya eklenir. Aile bağları için evlilik ve doğum kayıtları; çocuk bakımından okul ve bakım düzeni; sağlık gerekçesi varsa güncel tıbbi belgeler önemlidir.
Belgeler tarih sırasına konmalı, hangi belgenin karar verilmeden önce idareye sunulduğu gösterilmelidir. İdarenin elindeki dosyanın mahkemece getirtilmesi istenebilir. Dilekçe, yalnızca kişisel güçlükleri değil, kararın hangi maddi veya hukuki nedenle yanlış olduğunu açıklamalıdır. Somut olaya göre eksik inceleme, yanlış değerlendirme veya aile ve çocuk yararının dikkate alınmaması ileri sürülebilir.
Hangi mahkemeye başvurulur ve ne beklenebilir?
Uyuşmazlık idari yargıda görülür. Özel yetki kuralı bulunmayan durumda, İYUK 32 uyarınca işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesi yetkilidir. Davalı idare, kararın başlığı ve işlemi tesis eden makam üzerinden belirlenmelidir.
İptal davasının amacı hukuka aykırı ret işleminin kaldırılmasıdır; dava açılması veya olumlu karar alınması, her durumda talep edilen izin türünün otomatik verileceği anlamına gelmez. Dosyanın ilk kontrolünde üç ayrı konu netleştirilmelidir: dava için son gün, mevcut yasal kalış dayanağı ve acil yürütmenin durdurulması ihtiyacı. İkamet dosyasını yalnızca yeni başvuru yaparak çözmeye çalışmak, eski ret işlemine ilişkin dava süresinin kaçırılmasına yol açabilir.